Nestle'nin Filipinlerdeki Suçları - COMAC

28 Kasım 2008 Cuma

Bu yazı Sizden Önce Kere Okundu

Bu yaz, yedi COMAC* üyesi olarak, haziran ayında Filipinler'e gittik ve kendimizi sadece ülkenin güzelliklerinden faydalanmayla sınırlamadık
birçok şey öğrendik. Filipinliler, Birleşik Devletler’in emperyalizmine ve ülkedeki politik cinayetlere karşı mücadele ediyor, örgütleniyorlar.

Hacienda Luisita, 4.000 hektar büyüklüğünde bir şeker kamışı çiftliği, bu boyutuyla çiftliğin genişliği Belçika merkezinde bir belediyenin genişliğine yakın. Bu topraklar sadece bir kişiye ait. Çiftlik girişinde arabamız kontrol noktasında durduruluyor. Dört gece boyunca bu "özel köyde" bin bir şekilde toprağın özel mülkiyetine bağlı köylülerle birlikte uyuyacağız.

Birkaç kilometre ötede, şeker rafinesinin girişinde, üzerinde 14 isim yazan bir anıtın önünde duruyoruz. Fabrika güvenliği fotoğraf çekmemizi engelliyor, biz de gizlice çekiyoruz. 2004 yılında, şeker kamışı çiftliği işçileri daha iyi bir ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle grev yapmışlar. Hükümet güçleri grevi kanlı bir şiddetle bastırmış: kitlenin üzerine ateş açıp yedi kişiyi katletmiş. Devamında hareketin liderlerinden yedi kişiyi daha öldürmüş. Fakat direniş meyvesini vermiş: 4000 hektarlık toprağın yarısı köylüler arasında paylaştırılmış ve köylüler aile kolektifleri ve kooperatifler olarak örgütlenmişler. Akla yatkın olduğu üzere kendimizi sadece sendika temsilcileriyle konuşmayla sınırlamadık, elimizi işe de attık. Onlarla birlikte pirinç ekiyoruz, tenimizin ve sırtımızın bize izin verdiği kadarıyla. İşteki yavaşlığımıza gülen Filipinlilerle eğlenceli zamanlar geçirdik. Önyargıları kırmak ve çalışmanın bağları nasıl geliştirdiğini, dayanışmayı kolaylaştırdığını bir kez daha gördük.

Nestle

Daha başlarda, rehberimiz bizi şaşırtıyor: işçiler beş yıldır grevde! İnanılır gibi değil... Bu mümkün mü?

Bunu anlayabilmek için 20 yıl geriye, Nestle'nin ülkede buluna 9 fabrikasında grevlerin örgütlendiği, 1987 yılına bakmalıyız. Taleplerin en önemlisi emeklilikti. İzleyen iki yıl içinde 103 sendikalı işten atıldı ve içlerinden biri katledildi. Emeklilik konusunu bitirmek için Nestle mahkemeye başvurdu ve 1991 yılında karar açıklandı: işçiler haklıydı, emeklilik gerekliydi. Tarihsel bir hukuk zaferi... 1992, 1995 ve 1998 yılında yapılan toplu sözleşmelerde işçilerin bu hakları dikkate alındı.

Ama 2001 yılının başlarında, Nestle yönetimi emeklilik maaşları konusunda üzerinde düşeni yapmayı reddetti. 14 Ocak’ta grev patladı: işçiler 14 saat içinde fabrikadaki üretimi felç etti ve devamında baskılar başladı. Yığınla polis ve özel güvenlik görevlisi eylemcilere saldırdı. Devam eden çatışmalarda birçok insan yaralandı.

28 Ocak’tan itibaren Nestle bütün işlere kendi işçilerini yerleştirdi, sendikasız işçilerini. Ayların geçmesiyle birlikte işçilerin durumu dramatik bir hal aldı. Devlet tarafından terörist ilan edildiler, bir yığın suçlamayla karşı karşıya geldiler.

Sendikal delegasyon başkanı yaptığımız görüşmede, eve dönmediğini dönünce öldürüleceğinden korktuğunu söyledi, ama bütün bunlara rağmen işçilerin haklarını savunmaya devam ediyor. Bu ülkede yenilgi nedir bilinmiyor dense yerinde olurdu hani. İnanılmaz!

Bugün, beş yıllık direnişin ardından, her bir grevcinin üzerine atılmış 12-15 arası ayrı suç var, hepsi bölgedeki fabrikalardan atılmış durumda ve birçoğunun yeni bir iş bulma şansı da yok.

Bir taraftan Nestle'yi protesto kampanyası büyürken ve grevcilerin kararlılığı devam ederken, sendikal delegasyonun başkanı Ding Fortuna, 22 Eylül’de, Kolombiyalı bir meslektaşının öldürülmesinin üzerinden 11 gün geçmişken, öldürülür. 2006 yılında mahkeme işçilerin lehine karar alır, bunun üzerine Nestle meseleyi bitirmek için hilekar bir teklifte bulunur; eğer şirkete karşı faaliyetlerde bulunmaktan vazgeçerlerse grevde geçen her yıl için bir aylık ücret verilecektir. Bu teklifi çok az işçi kabul eder ve yoksulluğa yapılan şantaj hedefine ulaşmaz. İşçiler hala haftada bir gün genel toplantı yapıyorlar.

Grevciler geceyi onlarla geçirmemizi öneriyorlar. Sabahleyin bize verdikleri kahve Nescafe değil (yolculuğumuz boyunca ilk defa bize Nescafe olmayan bir kahve veriliyor). Filipinlerde Nestle dışında bir kahve bulmak, başlı başına, sözü edilebilecek bir iş.

*Belçika Komünist Gençlik Örgütü

Rebelion.org’daki İspanyolcasından Ercan Bayraz tarafından çevrilmiştir]

Ziyaretçilerimiz


Profile Visitor Map - Click to view visits